Organik Tarim, Organik Gübre

 

DÜNYADA VE TÜRKİYEDE ORGANİK TARIM

Ekolojik tarım Avrupa’da 1910’larda uygulanmaya başlanmış, kontrollü üretim ise 1930’lu yıllarda yaygınlaşmıştır. 1970’li yıllarda ticari anlamda önem arzetmeye başlamıştır. Bu hareketler 1972 yılında Almanyada uluslar arası ekolojik tarım hareketleri fedarasyonun (IFAOM) kurulması ile daha düzenli bir hale gelmiştir.Ekolojik tarım uygulanan alanlar Avrupa ülkelerindeki tarım alanlarının %2-3’ü dolayındadır. Bu oranın azlığında, tarımsal hareketler üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olan kimya endüstrinin Avrupa’da gelişmiş olmasının etkisi büyüktür. Tüm bunlara karşın ekolojik tarım faaliyetleri her yıl yaklaşık %20-30’luk büyüme hızındadır.

TÜRKİYE’DE ORGANİK TARIM

Ülkemizde 1984-85 yıllarında ekolojik tarım uygulanmaya başlanmıştır. İlk olarak Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden kuru incir ve kuru üzüm ile ege bölgesinde organik tarım gerçekleştirilmiştir. Daha sonra bu ürünlere kuru kayısı, fındık gibi ürünlerde katılarak farklı bölgelerimize yayılmıştır. 1992 yılında kurulan ekolojik tarım organizasyon derneği (ETO)’nin katkıları ile ‘Bitkisel ve hayvansal tarım ürünlerinin ekolojik metotlarla üretilmesine ilişkin yönetmelik’ tarım ve köy işleri bakanlığı tarafından 18 aralık 1994 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Günümüzde yaklaşık 92 değişik üründe 46.523 arazi üzerinde 12.275 kadar üretici 168.306 ton ekolojik üretim yapmaktadır.
Üretilen ekolojik ürün çeşitlerinin sayısı 1990 yılında 8 iken, 1999 yılında 92’ye ulaşmıştır. 1990 yılında 1.037 hektar olan üretim alanı 1999 yılında 46.523 hektar; 1.037 olan üretici sayısı ise aynı süre içinde 12.275 üreticiye ulaşmıştır.
Türkiye tarımda, geri kaldı ama kirlenmedi. Dünya organik tarıma meylediyor.
Gelişmiş ülkelerde arz eksik, talep yüksek. Yaklaşık 100 milyar dolarlık bir pazar var. Vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz. Yatırım haritamız da besbelli.

Gelecekte tarım sanayileşmenin alternatifi olacak dense kimse inanmazdı ama oldu. Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişme çabasındaki ülkelerde organik tarım sektörünün geleceği parladı. Doğası bakir, her köşesine fabrika kurulmamış ülkeler, gelişmiş toplumların doğal ürünlere olan talebini kazanca dönüştürecek.

Türkiye’nin coğrafi koşulları ve kaynakları bu alanda yatırımların önünü ciddi kazanç sağlayacak şekilde açıyor. Rakamlara göre, dünyada organik tarım pazarının bugünkü büyüklüğü 25 milyar dolar, orta vadede 100 milyar dolara çıkacak.

Türkiye’nin coğrafi koşulları, halen temiz kaynaklara sahip olması, tarım nüfusunun fazlalığı, ürün çeşitliliği gibi nedenlerle büyük bir organik tarım potansiyeli taşıyor. Siyasi ve ekonomik yapısını da gelişmelere eklersek ülkemiz Avrupa Birliği’nin organik tarım üssü olabilir. Yeter ki girişimciler elini çabuk tutsun.

Eğe Bölgesi organikte lider

Organik tarımda Ege Bölgesi ilk sırada. İkincilik Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde. Dünyanın en büyük projelerinden GAP, avantaj sağlıyor. Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürü (TÜGEM) Hüseyin Velioğlu, Türkiye haritası üzerinde iklimin elverdiği ve bölgesel şartların uygun olduğu her ilde pazarın talebine göre üretim yapılabileceğini söylüyor. Organik tarım alanında yapılan çalışmalar ise azımsanacak ölçüde değil. 1985 yılında 8 ürün yetiştiren Türkiye’de şu an 179 çeşidin üretimi yapılı-yor. Fındık, ceviz, antepfıstığı, kuru incir, kuru kayısı, baklagiller, tıbbi aromatik bitkiler, pamuk, üzümsü meyvelerden oluşan ürün gamı organik pörtföye girmiş durumda. Türkiye 2004 yılı sonu itibariyle 16.093 ton organik ürünle 33.076.319 dolarlık ihracat gerçekleştirmiş.

Organik tarım Türkiye’nin şansı ve fırsatıdır

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ipleri şimdiden sıkı tutuyor. Henüz emekleme aşamasındaki organik tarımın en önemli sıkıntısı iç pazarın gelişmemiş olması. Hüseyin Velioğlu “ İç ve dış pazardaki talepler dikkate alınarak ürün deseninin oluşturulması organik ürünlerin pazar kaygısını giderecektir” diyor. Organik tarımı Türkiye için bir şans olarak gören Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, AB’nin yoğun şekilde talep ettiği kuru üzüm, incir, kayısı, fındık, antepfıstığı gibi geleneksel ürünlerin doğal üreticisi olan ülkemizin avantajının çok olduğunu düşünüyor. Bakanlık ayrıca Sözleşmeli Çiftçi Modeli’ni üreticilere öneriyor. Hüseyin Velioğlu’nun aktardığı bilgilere göre Türkiye’de 7 bin 364 üretici, 22 bin 771 hektar alanda kurutulmuş organik meyve üretiyor. 829 işletmede ürünler işleniyor. Üretilen ürünlerin yüzde 98’i ise başta Almanya, İngiltere, Avusturya, Belçika, İsviçre, Japonya, ABD olmak üzere ihraç ediliyor. Türkiye’nin organik tarımdan elde ettiği kar ise 2004 verilerine göre 100 milyon doları buluyor.

Türkiye organik tarım üssü olabilir

AB, 06 Ekim 2004 tarihli ilerleme raporunda ülkemizdeki organik tarım konusundaki gelişmeler yatay düzenlemeler başlığı altında olumlu ve memnuniyet verici olarak değerlendirmiş. Şöyle deniliyor: “Kalite politikası ve organik tarım konularında iyi bir ilerleme kaydedilmiştir ve Türkiye AB-tipi bir sisteme doğru ilerlemektedir. Organik tarım konusuyla ilgili olarak, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde alternatif tarımsal üretim teknikleri için kurulan yeni bir bölüm çalışmaktadır”. Ancak Türkiye’nin organik tarımda istediği yere gelebilmesi için sıkıntıları da yok değil. Arazilerin çok küçük ve parçalı olması, iç pazara yönelik yeterli tüketici bilincinin oluşmaması eksiklik olarak dikkat çekiyor. Rakamlara göre, Türkiye’de 13 bin üretici faaliyet yürütüyor. 100 ülke 20 milyon hektarda üretim yaparken, Türkiye dünya pazarının binde 14’ünü elinde tutuyor. Türk üreticiler ürünlerini 103 bin hektarlık alanda yetiştiriyor.

Suriye sınırı uygun değil

Basında da sık sık gündeme getirilen Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizlenip organik tarıma açılması, Bakanlığın açıklamasına göre pek mümkün gözükmüyor. Suriye sınırındaki mayınlı arazilerde uzun zamandır tarımsal faaliyet yapılamadığı için toprak ve suyun kirlenmemiş olduğu hususundan hareketle bu bölgenin organik tarım açısından avantajlı olduğunun ilk aşamada düşünüldüğünü belirten Velioğlu, ancak mayınların temizlenmesi sürecinde toprakta sorunlar yaşanabileceğini kaydediyor. Velioğlu, popüler konuya son noktayı koyuyor: “ Mayınlar temizlenmeden sınırdaki bu arazilerin organik tarıma elverişli olduğunu söylemek oldukça güçtür. “

Sektör moda olmasın

Ege Bölgesinde 86 farklı organik tarım ürünü üretiliyor. İzmir İl Tarım Müdürü Muzaffer Ağar, sektöre yeni gireceklere fizibilite çalışması önerip uyarıda bulunuyor: “Üreticilerin hangi ürünü nerede üreteceklerine karar versinler. Türkiye’nin organik tarım alanı oldukça geniş. Bölge tespiti başarının yarısı anlamına geliyor. Organik tarımın en önemli sıkıntılarından biri pazar kaygısı. Şu aşamada yurtiçinden ziyade yurtdışında bulunuyor. İş bağlantıları yatırımcının büyümesi için hayati önem taşıyor.”
Ağar, Türkiye’nin birçok noktasında organik tarım üretilmesine rağmen sertifikalandırılması yapılmadığı için değerlendirilemediğini de belirtiyor.

Organik tarım yapılan iller

Türkiye’nin “Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi” 29 Tarım İl Müdürlüğü, 27 Araştırma Enstitüsü ve 1 müessesede yürütülüyor. Bu İller Ankara, Antalya, Artvin, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Bursa, Çanakkale, Elazığ, Erzurum, Gümüşhane, Isparta, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Konya, Kütahya, Nevşehir, Ordu, Rize, Samsun, Sivas, Trabzon, Ş.Urfa, Uşak, Bayburt, Karaman, Kilis ve Düzce olmak üzere toplam 29 Tarım İl Müdürlüğü ve Adana, Ankara, Antalya, Aydın(2 enstitü), Balıkesir, Bursa, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Isparta, Mersin, İzmir(3 enstitü), Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Ordu, Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Trabzon ve Yalova da toplam 27 Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, İzmir İl Kontrol Laboratuar Müdürlükleridir.